XX. yüzyılın ilk çeyreği Anadolu’da yepyeni bir siyasi oluşumu beraberinde getirmiştir. Türkiye’nin tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı olan bu dönem, Türklerin batı kültürü ve dolayısıyla müziğini en yoğun yaşadığı çağlardan biridir. XIX. yüzyılın batılı aydınlanmacı fikri hareketi, Türkiye’de bambaşka bir oluşumun da habercisi olmuştur. O güne kadar toplumun bir köşesinde kalan halk kültürü bu dönemde ön plana çıkmış, halk müziği ile ilgili derleme ve araştırma çalışmaları hız kazanmıştır.
Bir yandan çağdaş batılı müzikler konusunda eğitim verilirken, diğer yandan Anadolu’dan derlenen ezgilerle yepyeni bir hareket başlamıştır. Yapılan derleme çalışmalarıyla on binleri bulan ezgi toplaması yapılmış, çalgılar, türler, formlar hakkında pek çok eser kaleme alınmıştır.
Türk müziğinin modern batı uygarlığı ile bütünleşmesi sürecinde halk ezgileri önemli bir misyon üstlenmiştir. Ancak aynı zamanda konservatuarlar, orkestra ve koro toplulukları, opera ve bale sahneleriyle klasik gelenek ve batı müziği sentezine dayalı çağdaş kompozisyonlar da ortaya çıkmıştır.
Bu yeni müzik politikasının bir sonucu olarak; halk müziği, sanat müziği ve çağdaş müzik — üçlü bir yapı olarak — Türkiye’de yerleşmiş, kurumsallaşmış ve bugüne taşınmıştır.
Kaynak:Turkish Music Portal